sildenafil

Son Acilan Konu
Mart 10th, 2010

Ektodermal Displazi
Deri ve derinin eklerinin (saç, tırnaklar, dişler ve ter bezleri) gelişim bozukluğu ile kendini gösteren kalıtımsal bir hastalıktır. Ektodermal displazinin çok sayıda tipi bulunmakla birlikte en sık rastlanılan tipi; X-kromozomuna bağlı olarak geçiş gösteren anhidrotik ektodermal displazidir (terleme yokluğu/azlığı ile birlikte olan tipi) ve sadece erkeklerde gözlenir. Otozomal kromozomlara (cinsiyet kromozomları dışındaki kromozomlar) bağlı olarak dominant (baskın) geçiş gösteren diğer bir tipi ise hem erkek hem de kız bebeklerde aynı oranda gözlenir. Otozomal dominant tip ile X-geçişli tipde gözlenen şikayetler ve belirtiler aynıdır.

Ektodermal displazide, derinin tüm ekleri değişik derecelerde etkilenmiş olabilir. Anhidrotik ektodermal displazide ter bezlerinin anne karnında iken gelişmemesi sonucu meydana gelir. Etkilenen bebeklerde vücut sıcaklığının kontrolünde sorun vardır ve çok hafif hastalıklarda bile son derece yüksek ve tehlikeli ateş yükselmesi gözlenebilir, çünkü teleyerek ateşin kontrol mekanizması ortadan kalkmaktadır. Yetişkin hastalarda ise sıcak ortamlarda bulunmak ve çalışmak zorlaşır.

Mukozaların (vücudun iç boşluklarını döşeyen deri) tutulduğu hastalarda burunla ilgili kronik enfeksiyonlar daha sık gözlenir, solunum yolu enfeksiyonları artmıştır ve burundan sürekli kötü kokulu bir akıntı gelebilir. Saç telleri çok ince olabilir veya saçta dökülmeler görülebilir. Cİlt ince ve rengi açık olabilir. Diş gelişimi anormaldir ve bir çok diş eksik olabilir.

Bu hastalıktan korunmak için yapılması gereken en önemli şey; ailesinde ektoermal displazi olduğu bilinen anne – babaların hamilelik öncesi genetik danışmanlık hizmetleri için için ilgili bir birime müracaat etmeleridir, hamilelik sırasında hastalığın saptanmasını sağlayacak bir analiz bulunmamaktadır.

Belirtiler ve Şikayetler

- diş sayısının az olması

- sivri dişler

- diş çıkmasının gecikmesi

- terleme yokluğu

- gözyaşı yokluğu (nadiren)

- ince deri

- cilt rengi açıklığı

- kötü kokulu burun akıntısı

- sıcağa tahammül edememe

- vücut sıcaklığınd aani yükselmeler

- ince saş telleri

- saç yokluğu

- tırnaklarda şekil bozukluğu (kalınlaşma)

- burunda basıklık

Tanı

Biyopsi ile tanı konur (deri ve mukozalardan örnek alınır).

Tedavi

Ektodermal displazinin özel bir tedavisi yoktur.

Tedavide genelde kozmetik yöntemler kullanılır: Takma diş veya protez, saç için peruk gibi çözümler kullanılabilir. Gözlerde kurumayı engellemek için sentetik gözyaşı damlaları kullanılabilir. Burundaki akıntıları ve enfeksiyon gelişimini engellemek için sık sık bir hekim tarafından burun iç kısmının temizlenmesi gerekebilir.

Erken yaşlarda panaromik diş grafisi çekilir. Erken aşamada protezlerin kullanılması yüzde yapısal anomalilerin ortaya çıkmasını önleyebilir. Daha yeni yöntemlerden biri de protetik dişlerin içine yerleştirildiği kemik implantları kullanmaktır.

Vücut sıcaklığının kontrolü sürekli bir problem olabilir; sık sık soğuk su ile duş almak, serin ortamlarda bulunmak ve serinletici spreyler kullanmak gerekebilir. Aktiviteler, giysiler, soğutma yöntemleri ve hatta daha serin iklimli bir yere taşınmak gerekebilir.

Anhidrotik ektodermal displazili hastalarda atopik ekzema da sıktır ve tedavi edilmelidir. Hastaların çoğunun derisi kurudur ve nemlendiriciler kullanılmalıdır. Palmoplantar keratoderma varsa keratolitikler kullanılır.

Bu hastalıkla birlikte bulunabilecek yarık damak ve dudak, uretral stenoz, vaginal adezyonlar, mukozal ve kutanöz malignite, sindaktili ve diğer yapısal anormallikler için cerrahi tedavi gereklidir. Mukozal lökoplaki ve atrofik deri bulunursa malignite açısından; diskeratozis konjenita varsa kan diskrazileri için düzenli izlem gereklidir.

Tırnak distrofisi olan hastalarda özel ayakkabı kullanılmalıdır. Akut paronişi varsa antibiyoterapi uygulanır.

Sonuç

Ektodermal displazi hayat boyu sürecek ve gerekli önlemler alındığında hayatı tehdit etmeden kontrol edilebilecek bir hastalıktır. Ancak özellikle vücut sıcaklığının kontrolü konusuna özellikle dikkat edilmelidir.

Ateş yükselmesine bağlı havale geçirilebilir, bu konuya özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca vücut sıcaklığındaki aşırı yükselmeler beyinde hasara neden olabilir.

Popularity: unranked

Kategori: Cilt Sağlığı

ABOUT

Kadınlar, Güzellik, Moda, Kadınlar, Diyet, Kadınlar Makyaj, Yemek Tarifleri, Kadın, Sağlık Kadın, islam kadın, Kadınlar ne ister, Kadın Doğum, Cinsellik, Burçlar

Kadinlarin Dünyasi Hitevi.com

Devamini Oku...

Cilt Sağlığı

Hafif Akne (Sivilce) Tedavileri

Hafif akneler (sivilce) Topical jel(yüze sürülen) solüsyon ve losyonlarla tedavi edilir. Ekstra vitamin ve minerallerin kullanımının tedaviye faydası bulunmamıştır.

Kendiniz Neler Yapabilirsiniz;
-Yüzünüzü su ile hafif bir temizleyici sabun veya antiseptik jel kullanarak günde iki kez yıkayın
-Akne (sivilce) ürünlerini sadece akne üzerlerine nokta halinde değil tüm etkilelen alanlara yayarak uygulayın.
-Akne (sivilce) tedavi ajanları ilk 2-4 hafta kuruluk yaratabilir. Zamanla cilt bu reaksiyonları göstermez.
-Yağsız bir nemlendirici kuruma şikayeti için kullanılabilir.
-Yağlı kozmetikler, fondoten, krem ve güneş koruyucular kullanılmamalıdır.
Iyileşme 2-4 ay arasında olabilir.
-Şiddetli tahrişlerde tedavi bırakılmalı doktorunuzla görüşülmelidir.

* Hafif derecede ki Aknelerde genellikle topikal yani dışardan sürme şeklinde ilaçlar kullanılır .

Topikal Akne (Sivilce) İlaçları ;

Antiseptic Deri Temizleyicileri;
Örnek ; Sebamed Sabun , İmex Sabunu gibi ..
Antibiotikler;
Etken Maddesi = Clindamisin , Eritromisin
Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox,Monodox gibi ..
Retinoidler(Soyucular):
Etken Madde ; Tretionin, Adapalene
Örnek İlaçlar ; Tretin, Acnelyse , Differin gibi ..

Orta Dereceli Aknede (Sivilce) Tedavi

Burda da topical ajanlar(yüze sürülen), yanısıra Oral(ağızdan alınan) tedavilerde uygulanır.

Antibiyotikler ;
Etken Maddesi ; Tetrasiklin, Eritromisin ,Doksisiklin
Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox , Benzamycin ..
Kadınlarda Östrojen ve Antiandrojen Tedavilerde ; Diane 35 , Spirinololakton vb..
Tedaviye dirençli Aknede
Etken Maddesi; İsotretionin Olan İsotrexin.

Şiddetli Aknede (Sivilce) Tedavisi:

Şiddetli akne (sivilce) Ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Hasta mutlaka dermatolog kontrolünde olmalıdır.Pek çok hasta Oral isotretionin(Roaccutane,Zoretanin gibi.. ) ile tedavi edilir. Bu tedavi hasta için uygun değilse Uzun süreli antibiotikler .Kadınlarda ise antiandrojenler tedavi kullanılabilir.

Sivilce İzleri Tedavisi

Not: Leke tedavisinde en önemlisi doğru teşhistir.
-Sivilce sonrası kalan izler sivilce esnasında oluşan reaksiyonun yaygınlığı ve derinliğinin derecesine bağlıdır. Reaksiyonun şiddeti sivilce izlerinin tipini, derinliğini ve tipini belirler. Üç tipte iz vardır.

- Yüzeysel Sivilce İzleri
- Derin Sivilce İzleri
- Keloid

Yüzeysel Sivilce İzleri:

Eğer Derinin Yüzeysel Tabakaları etkilenirse yüzeysel izler kalır. Bu izler hafif kırmızı,pembe renkte ve çok az deriden çöküktür. Bazen kahverengi renkli değişiklikler de olabilir. Bu tür izler için çok derin işlemler gerekmez. Retinoik Asit(tretin,differin,acnelyse türevi), Meyve Asitlerinin Deriye Uygulanması Yüzeysel peeling işlemleri bu tür izleri giderebilir.

Derin Sivilce İzleri

- Bu tür izlerde derinin alt tabakaları etkilenir. Deriden oldukça çökük, başlangıçta kırmızı , zaman içerinde beyaz renkte derin izlerdir. Bu tür izlerde daha farklı ve derin işlemler yapılarak bir dereceye kadar düzelme sağlanabilir.

- Derin Sivilce İzleri – Icepick skar ;
Icepick skar buz kıracağı ile delinmiş gibi gözüken dar, keskin sınırlı bir sivilce izidir. Genellikle 2 mm’ den dardır. İzin derinliği derinin alt dokularına ve yağ dokusuna kadar gider. Icepick skar lazer ile cilt soyma ve dermabrazyon gibi iz tedavilerine uygun değildir çünkü çok derindir.

- Derin sivilce izleri- Boxcar skar ;
Boxcar (yük vagonu) skar yuvarlak veya oval şekilli, keskin dikey kenarlı deriden çökük izlerdir. Icepick skardan farkı, izin dibi sivri değildir. Yüzeysel boxcar skar 0.1-0.5 mm derinliktedir. Bu tür izler derin soyma teknikleri ile iyileşebilir. 0.5 mm den daha derin izler derin soyma tedavilerinin dışındaki diğer teknikler uygulanmalıdır

- Derin sivilce izleri – Rolling skar ;
Rolling (dalgalı) skar normal görünümlü üst derinin , alt tabakalar tarafından çekilmesi sonucu oluşur. Bu yüzden deri dalgalı görünür. Rolling skar subsizyon tekniği dışındaki tedavilerle iyileşmez.

Keloid ;

Nadiren bazı kişilerde sivilce bölgesinde fibroblastların ( kollajen üreten hücreler) fazla çalışması nedeni ile deriden yukarı doğru büyüyen kabarık yara dokusu yani keloid oluşur. Daha çok erkeklerde gövde bölgesinde görülür.

Güncel Sivilce İzi Tedavileri ;
* Topikal Tedaviler ; Tretin , Acnelyse , Differin gibi Retinoik Asit ve Tretinoin etken maddesi içeren ilaçlar.

Diğer Başlıca Tedavi Şekilleri ;
1- Karboksiterapi ;
-Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı derialtına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması ve yenilemesi işlemidir.

2- Dermabrazyon , Mikrobrazyon ;
- Mekanik olarak derinin yüzeysel tabakasının bir nevi tıraşlama ile uzaklaştırılması, pigment lekelerinin yok edilmesi, yara ve sivilce izlerinin azaltılması, ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir)

3- Kimyasal Peeling ;
- Kimyasal peeling sistemindeki temel amaç, cildin hasar görmemiş, sağlıklı cilt tabakasının üstündeki hasarlı tabakayı kaldırmak, hasar görmemiş tabakayı ortaya çıkartmak ve canlandırmaktır. sonuç ise daha sağlıklı, daha pürüzsüz ve daha canlı bir cilttir

4- Photolazer ;
-Işık tedavisi sayesinde hem sivilce izlerinde iyileşme, aynı zamanda lekeleri tedavi etme, kılcal damarları geçirme ve ciltte antiaging etki yaratırlar. Cilt yüzeyi düzgünleşir, cilt daha kalın ve daha sağlıklı görünür.

5- Lazer Tedavileri ;
* Fraksiyonel Lazer ;Bu lazer sistemi ile izin derinliklerine kadar lazer ışını gönderilmesi hedeflenir. Bu ışın kötü iyileşmiş bu dokuya uygulandığında bir kısmını yakarak eritir.
Fraksiyonel Lazer Nerelerde kullanılır ;
-Akne , sivilce , ameliyat , yanık ve yara izleri
-Gebelik ve doğum sonrası çatlakları
-Cilt kırışıklıkları
-Yaşlılık ve güneş lekeleri
-Cilt Sıkılaştırma ve gençleştirme

6-İPL Tedavisi ;
-IPL tedavisinde flash lambasından yoğunlaştırılmış görünürbir ışık üretilir. IPL cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir.
Kullanıldığı Alanlar ;
-Damarsal deri hastalıkları
-Koyu renkli lekeler
-Epilasyon

7-Kryoterapi ;
- Sıvı azot ile dondurma tedavisi, buz tedavisi..

8-Dolgu maddeleri ;
-Sivilce izler elverişli ise yapılan dolgu madde enjeksiyonları oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebilirler. Tedavi yöntemlerini seçerken iz derinliği, cilt rengi oldukça önemli. Bazen tek bir yöntem tercih edilirken bazen kombine tedaviler daha iyi sonuçlar verebilir. Yüzeysel izlerde başarı şansı %80-%100 arasında değişirken, derin izlerde başarı %40-%70 arasında değişir. Önemli olan doğru uzmanlara başvurarak tedavi seanslarınızı düzenli devam etmeniz.

9-Lekeler için farklı bir alternatif…(Kullanmaya Devam Ediyorum)
-Lavanta Kürü ;
Sonuç %70 başarı…
Günden güne oldu gelişmeler.
Kür esasen karaciğeri temizleme amaçlı uygulanıyor.Bu temizleme işlemi cilt lekelerinin kaybolması olarak size geri dönüyor. Biliyorsunuz iç organlar ne kadar sağlıklıysa cildimiz de o kadar sağlıklı.
Tamamen doğal ve hiçbir yan etkisi yok.
-Uygulanışı ;
300 gr(Yaklaşık 1 su bardağı) suda 4-5 gr.(Ortalama 1-1,5 yemek kaşığı yapıyor) lavantayı(çiçeği olacak yağı değil) 4 dk. kaynatıyorsun.fokur fokur değil ama kaynıyor kaynamıyor gibi kaynatacaksın.Akşam yemeğinden en az 2 saat sonra ılık olarak içiyorsun.Yani sindirimin tamamlanması gerekiyor.Ve her gün taze olarak hazırlanması şart.15 gün devam ediyorsun , 15 gün sonunda süreyi azaltıyosun haftada 3 kez içiyosun.

Not: Roaccutane ile aynı anda alabiliyorsunuz hem sivilceleri kesiyorsunuz ilaçla , hemde lavanta çiçeği ile izleri zamanla geçiriyoruz
* Lavanta Çiçeği’ni Aktar’lardan(Bitki Satan Yerlerden) temin edebilirsiniz..

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Cilt lekelerinizden kurtulmak istiyorsanız, sizlere önereceğimiz, bir kaç alternatifimiz var. Bunlardan ilki, havuç, ikincisi yumurta akı ve limon kabuğu, üçüncüsü ise, elma ve limon suyu.
1.TARİF : 1–2 adet havucu rendeleyerek, suyunu çıkarın. Havucun suyuna, biraz kil ve zeytinyağı ilave ederek merhem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Bu merhemi günde bir defa lekeli cilde sürün. Bir süre sonra lekelerin kaybolduğunu göreceksiniz.
2.TARİF : 1 yumurtanın akına, 1 limonun kabuğunu rendeleyin ve krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Hazırladığınız karışımı, banyodan bir saat önce cildinize masaj yaparak sürün.
3.TARİF : 1 adet elmanın suyunu, 1 adet limon suyu ile karıştırın. Daha sonra, karışımın içine, biraz zeytinyağı ve süt ilave edip, merhem kıvamına gelene kadar kısık ateşte kaynatın. Hazırladığınız bu merhemi soğuduktan sonra cildinize masaj yaparak günde bir defa sürün.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Cilt lekelerinin giderilmesinde uyğulanan Doğal tedavi yöntemlerinden gerçekten işe yarayanlar ve kullanımının diğerlerine oranla daha fazla olanlarını birarada toplayıp sizlerle paylaşmak istedim.
Tariflerin etkileri cilt tipine göre farklılıklar göstermektedir.
Cilt sorunlarınız için öncelikle Doktora başvurmanız gerektiğini bir kez daha hatırlatalım.
Elma Sirkesi :
Aynı miktarlarda Su ve Elma sirkesini bir kapda kaynatın
Daha sonra bu karışım ile yüzünüze buhar banyosu yapın.
Ayrıca gene Aynı miktarlarda Su ve Elma sirkesini ile yüzünüzü 3-4 günde bir silerek de cilt lekelerinizden kurtulabilirsiniz.

Anason Tohumu :
Anason tohumları bir kaba konarak üstünü kapatıncaya kadar su eklenir ve kaynatılır. Tohumlar süzülerek atılır ve elde edilen su soğuduktan sonra cilde masaj yapılarak sürülmesi haline cilt lekelerin önlenmesi ve canlılık kazanması sağlanır.

Arpa Unu :
Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür ve 2 saat süresince bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeler yok olur.

Aşk Otu :
Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı, yüzdeki lekeleri yok eder.

Biberiye :
Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.

Maske :
Haftada bir gün bir tatlı kaşığı süzme yoğurt ve bir çay kaşığı karbonatı karıştırın. Cildinizde bir saat bekletip ovarak çıkarın.
Bir çorba kaşığı eşit miktarda mısır unu , ıslatılmış kil, el kremi ve suyu karıştırın ve cildinize sürün. 5 dakika ovarak peeling yapın.
Bu, cildinizdeki ölü deriyi çıkarır ve porselen gibi cilde sahip olursunuz

Kudretnarı :

Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu – sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır.

Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

Kayınağacı :
Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir.

Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Uzak Durmanız gereken Alerjik Yiyecekler

Bazı yiyecekler, alerjisi olanlar için ölümcül olabilir. Bağışıklık sistemi, zararsız bir maddeyi tehlikeli olarak algılayınca alerjik reaksiyon oluşuyor.
Alerjiye neden olan gıdaları öğrenerek evinize gelen misafirlerinizin hayatını kurtarabilirsiniz. Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, işte alerji yapan 10 gıda:

1. Buğday: Alerjisi olanlar buğday ununu soluyunca ciddi sorunlarla karşılaşırlar. Buğday alerjisi çocuklukta ya da ileriki yıllarda oluşabilir. Buğday için alerjik reaksiyonlar arasında astım, ürtiker, atopik dermatit, alerjik rinit (burun akıntısı) ve anafilaktik şok yer alıyor.
Buğday ekmekler, fırında satılan gıdalar ile tahılların yanında çorbalarda ve soslarda kıvam artırıcı olarak kullanılıyor. Bu nedenle, buğday alerjisi olanların çok dikkat etmesi gerekiyor.

2. Soya fasulyesi: Üreticiler, 1950′lerde süt yerine soya sütü kullanmaya başladılar. Çünkü, soya sütü inek sütünden daha az alerjik reaksiyona sebep oluyor.
Soya alerjisi, yetişkinlerden daha çok küçük çocuklar arasında daha yaygındır. Hemen her şeyde soya bulunduğu için bu gıdadan uzak durmak çok zor. Soya yüksek protein içeriği nedeniyle, sağlıklı yiyeceklerin yanında paketlenmiş gıdalarda katkı maddesi olarak yaygın şekilde kullanılıyor.
Ürtiker, astım ve anafilaktik şokun yanında, soya fasulyesi ayrıca kolit, aft veya akne patlamasına neden olabiliyor.

3. Su kabukluları: Birçok deniz kabuklusu olduğundan, birine alerjiniz olması diğerlerine de olduğu anlamına gelmiyor. Doktorlar, aynı anda birçok deniz kabuklusuna karşı alerjiniz olup olmadığını belirleyen cilt testi ile kan testini öneriyorlar.
Deniz kabukluları alerjisinde reaksiyonlar ürtiker, astım, atopik dermatit ya da anafilaktik şoktur. Bu alerji türü genellikle, yetişkinlik çağına kadar ortaya çıkmıyor.

4. Balık:
Birçok balığın alerjik olmasına rağmen, morina ve somon balığı, diğer balık türlerinden daha fazla alerjik reaksiyona yol açıyor. Diğer alerjik balıklar arasında ise hamsi, ton balığı, uskumru ve sardalye bulunuyor.
Bir balığa alerjiniz varsa, diğer türüne de olabilir. Bu nedenle deniz ürünleri satan restoranlara gitmemeye çalışın.

5. Kabuklu yemişler: Sert kabuklu yemişe alerjisi olanlar, bunu tüm yaşamları boyunca çekiyorar. Sindirim problemlerinin yanında, astım, ürtiker, atopik dermatit ve anafilaktik şok gibi alerjik reaksiyonlara yol açıyor.
En yaygın alerjik yemişler ise ceviz, badem ve kaju fıstığıdır. Uzmanlar, hangi kuru yemişe alerjiniz olduğunu bilmiyorsanız hiçbirini yememenizi öneriyorlar. Ayrıca, şampuanların ve losyonların içinde bu kuruyemişlerin kullanılıp kullanılmadığına bakılmasını istiyorlar.

6. Yerfıstığı: İnsanlarda alerjiye neden olan yerfıstığının adı çoktan çıktı. En yaygın alerjiler arasında olan yerfıstığı, ölüme bile yol açabiliyor. Özellikle küçük çocuklarda yaygın olan alerji, atopik dermatit, astım, ürtiker ya da hayatı tehdit eden anafilaktik şoka neden oluyor. İlginç bir şekilde yerfıstığı kabuklu yemiş değildir, baklagildir.

7.Yumurta: Bir kişinin yumurtanın hem beyazına hem de sarısına alerjisi olabilir. Her ikisi de alerjik reaksiyonları tetikleyen proteinler içeriyor. Bu reaksiyonlar arasında atopik dermatit, ürtiker ve anafilaktik şok bulunuyor. Diğer yaygın belirtisi ise alerjik rinit yani burun akıntısıdır.
Yumurtaya alerjisi olanlar mayonezden, fırında satılan ürünlerden uzak durmalı. Pastaların, işlenmiş etlerin ve şekerlemelerin etiketlerini dikkatlice okumaları gerekiyor. Ürünlerin etiketinde şu maddeleri görürseniz bu gıdalardan uzak durun: ovalbumin, ovoglobulin, ovomucoid, ovomucin, ovotransferrin, ovovitelia, ovovitelin, globulin, silici albunate, albumin, lecithin, livetin, simplesee, vitellin and lysosyme

8. Süt: İnek sütü, özellikle küçük çocuklar için dünyadaki en yaygın alerjik gıdalardan biridir. Çocukların bir yaşından önce, yaklaşık yüzde 2-5′inin inek sütüne alerjisi olduğu tahmin ediliyor. Bazı doktorlar, ailelere çocuklar 1 yaşına gelene kadar inek sütü vermemelerini öneriyorlar.
İnek sütüne karşı ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar ürtiker, astım ve anafilaktik şoktur. Diğer yaygın reaksiyon ise atopik dermatit olarak bilinen durumdur.

9. Susam:
Susam alerjisi özellikle Japonya ve Çin’de daha yaygındır. Susam alerjisi anafilaktik şoku tetikleyebiliyor. Eğer susam alerjiniz varsa, hayatınızın geri kalan kısmıında susamdan uzak durmalısınız.
Son 20-30 yılda susam, Amerika’da da yaygınlaşmaya başladı. Uzmanlar, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)’nin 8 alerjik gıda listesine susamı da eklemesini öngörüyorlar.

10. Kereviz:
Kereviz en yaygın suçlulardan biri. Kereviz cildinizi kaşındırabilir ve tahriş edebilir, Ürtikere yol açabilir ya da ağız çevrenizde kabarmalara neden olabilir. Diğer reaksiyonlar ise bulantı, astım ve hatta anafilaktik şok.

Bu tür reaksiyonlardan kaçınmak için bazı meyve ve sebzeleri pişirebilirsiniz. Ancak, kereviz oral alerji sendromunu tetikleyebilir. Kereviz baharatlarda ve çorba ya da güveç gibi işlenmiş gıdalarda gizli bir şekilde kullanıldıysa, alerjisi olan birini etkileyebilir.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

 güzelliği ve sağlığına doping etkisi yapan doğal sabunlara bir yenisi daha eklendi. Eski dilde ’sabah’ anlamına gelen ‘Pagi’ marka ürünler; kavun, mango, okyanus, çikolata, incir, kahve ve yosun aromalı çeşitleriyle iddialı. Yüzde yüz doğal malzemelerle hazırlanan bu sabunlar; İstanbul, Ankara ve Antalya’da açılan özel mağazalarda satışa sunuldu.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Cildimiz

Cildimiz bizi, dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısımızı ve su dengemizi korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesini engeller. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir.
Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları, yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler sıklıkla beklenen hızda dökülemez ve tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir görüntü oluşturur. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir. Sivilce oluşumuna eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da ayrıca cilt sağlığını olumsuz etkiler. Güneşin ve yaşlanmanın etkisi ile orta tabakada hücre yenilenmesi yavaşlar, destek dokusu olan kollojende de azalma olur.

SİVİLCE(AKNE)

Genel olarak sivilce adıyla bilinen akne, özellikle yüz, sırt ve göğüs bölgesini etkileyen, kıl yağı bezi birikiminin en sık rastlanan hastalığıdır. Hem ergenlik döneminde, hem de erişkinlerde yaygın olarak görülür. Sivilceler hafif, orta ya da şiddetli olarak sınıflandırılır ve mutlaka tedavi edilmeleri gerekir.

NASIL OLUŞUR?
Deride kişisel temizlikten bağımsız olarak birçok bakteri bulunur. Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla, hem de varlıklarını sürdürürken ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanan yağ bezi kanalından bir enfeksiyonun, şişme ve kızarma gibi değişimlerle ilerleyen “inflamasyon” adı verilen bir sürecin başlamasına neden olurlar. Dolayısıyla hem yağ bezinin tıkanması hem de inflamasyonun başlaması sonucu sivilce ortaya çıkar. Son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık tedavi edilemeyen sivilce türü kalmamıştır.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Cilt Sağlığı Cilt Güzelliği İçin Şifalı Bitkiler

Şifalı Bitkilerin Cilde Etkileri

Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemlibir bölümü yüz yıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları dafevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan bitkiler güzellik bakımına en uygun olanlarıdır:

-Atkuyruğu: Bitki cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek en etkili dezenfekteilacıdır.

-Aynısafa çiçeği: Cildi temizler ve kendini yenilemesini destekler. İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.

-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır.Özellikle kuru ve çatlak cildi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.

-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde veyağlı saçlarda kullanılabilir.

-Ebegümeci: Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Cildi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.

-Civanperçemi: İltihaplanmaları önlerkrampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı ciltte başarıyla kullanılabilir.

-Gülyağı vegülsuyu: Cilde canlılık kazandırır ve gerginleştirir.

-Ihlamur: Cilt dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler. Kuru ve duyarlı ciltler için uygundur.

-Isırganotu: Cildin kan dolaşımınıhızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğekarşı kullanılabilir.

-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın ciltler için önerilir.

-Oğulotu/Melisa: Limon kokulu bu bitki sinir sisteminin yanı sıra cildi genel anlamda yatıştırır.

-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi özellikle problemli ve duyarlı ciltler için çok önemlidir

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Kış geldiğinde, içgüdülerimiz vücut ısımızı arttırmamızı söyler. Fakat bu ısı başka problemlerin doğmasına neden olur. Dışarıdaki soğuk havanın yanı sıra vücut ısımızın artması cildimizin kurumasına neden olur. Öte yandan hava sıcaklığı düşerken nem de düşer.

Üstelik soğuk hava cildin nemini emer. Sıcak suyla uzun süreli alınan duşlar da cildi koruyan doğal yağların azalmasına neden olur. Bu yüzden birçoğumuz kış aylarını kuruyan, hatta pul pul dökülen bir ciltle uğraşarak geçiririz.

Martha Stewart’a göre bu sorunlarla başa çıkmak için öncelikle bol bol kafeinsiz içecekler, su, meyve suyu ve bitki çayları tüketmek gerekiyor. Sonrasında da krem, balsam ve yağlarla yapılması gereken bakım geliyor.

YÜZ
Sorun:
Kuru ve soğuk hava yüzünüzde kızarıklığa, yanmaya ve hassasiyete neden olur.

Çözüm:
Yüzünüzü yıkarken sütlü, hafif bir temizleyici kullanın. Normal sabunlar, yüzünüzdeki doğal yağların azalmasına neden olur. Geceleri nemli yüzünüze güçlü bir gece kremi uygulayın. Sabahları ise hafif bir losyon yeterli olur. Yüz bakım ürünleri alırken içinde sentetik koruyucular, alkol ile renk ve koku verici maddeler olmamasına dikkat edin. Bu maddeler kuruluğa ve iritasyona neden olabilir. İçinde nergis çiçeği gibi antienflamatuar otların bulunduğu ürünler en ideal olanlarıdır. Ölü deriden kurtulmak için şeker gibi doğal maddelerle cildinizi ovun. Ayrıca her hafta yüzünüze cildinizin su ihtiyacını giderecek bir maske uygulamayı da ihmal etmeyin.

DUDAKLAR
Sorun:
İnce derisi yüzünden dudaklar daha kurudur ve ekstra ilgi ister. Mevsimsel şartlar yüzünden çoğunlukla ağzımızdan nefes alıp veririz, bu da dudakların çatlamasına neden olur. Kuruyan dudakları yalayarak ıslatmak durumu daha da kötü hale getirir. Buharlaşan tükürük çatlaklara neden olur.

Çözüm:
Dışarı çıkmadan önce dudaklarınıza balsam sürerek nemini korumasını sağlayın. Gün içinde de dudak koruyucusu kullanın. Avokado, zeytinyağı ve soyalı ürünler dudaklarınızı yumuşatır. A vitaminli karite yağı ise iyileştirme özelliğine sahiptir.

VÜCUT
Sorun:
Sıcak suyla uzun süreli yapılan duş ve kullanılan sabun, soğuk hava yüzünden vücutta azalan nemi n daha azalmasına neden olur. Bunun için zeytinyağı sabunu kullanın. Giysilerdeki deterjan ve parfümlü yumuşatıcıların kalıntıları da ciltte iritasyona neden olur.

Çözüm:
Sıcak yerine ılık duş alın. İçinde aloe vera gibi yumuşatıcı etkisi olan maddelerin bulunduğu vücut temizleyicileri kullanın. Islak vücudunuzu kuruladıktan sonra hafif bir nemlendirici sürün. Hindistancevizi yağlı veya zeytinyağlı ürünler kullanılabilir. Giysilerinizi yıkarken deterjan kullanımını da asgariye indirin.

ELLER VE AYAKLAR
Sorun:
Mevsimsel bakterilere karşı savunmasız duruma geçen eller kurur ve çatlar. Botlara mahkum olan ayaklar çatlar ve iltihaplanır. Bu havasız ortam mantarların üremesi için de idealdir.

Çözüm:
Ellerinizi her zaman kurulayın ve yıkadıktan sonra mutlaka krem sürün. Bulaşık yıkarken eldiven giymeyi ihmal etmeyin. Daha yoğun bir bakım için yatmadan önce içinde karite yağı bulunan krem sürün. Bu krem çatlakların düzelmesini sağlar. Ayaktaki mantarları yok etmek için gece yatmadan önce içinde nane ve çay ağacı yağı bulunan balsam kullanın. Balsamı uyguladıktan sonra pamuklu çorap giyin.

Popularity: unranked

Cilt Sağlığı

Hava kirliği, sigara dumanı, şehir hayatı, stres… Bunların yanı sıra havaların soğumaya başlaması… Cildinizin her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyacı var. Yıpratıcı etkilerin artmasıyla birlikte, çalışan kadının cildi bakım için sinyal vermeye başlıyor.

Doğal dengesi bozulan cilt, hızlı ve yoğun bir şekilde nemini kaybediyor; kuruyor ve zamanla kırışmaya başlıyor. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar da tüm dünyada cilt hassasiyetinde tırmanış olduğunu gösteriyor. Pek çok çalışan kadın, ciltlerinin çabuk kızardığını, daha stresli olduklarını ve cilt onarımının yavaşladığını gözlemliyor.
Dolayısıyla yaz mevsiminde cildinizi güneşten korumak için nasıl özen gösteriyorsanız, soğuk havalarda da aynı duyarlığı göstermeniz gerekiyor.

Bunun için üretilmiş kozmetik ürünlerini düzenli kullanarak, cildinizi koruyabilirsiniz. Üstelik fazla zamana ihtiyacınız da yok; sadece üç dakika yeterli.

Cilt için önce oksijen ve su gelir
Cildimizin sağlıklı ve güzel görünmesi, aldığımız oksijen ile orantılı. Eğer oksijeni yeterli miktarda alamıyorsak, rengimiz soluk ve cansız görünür. Dikkat edin, oksijenin bol olduğu yörelerde yanaklar pembe, cilt gergin ve pürüzsüz olur. Oksijensizliğin diğer sonuçları ise, hücre yenilenmesinin aksaması ile cilt incelmesi ve dolayısıyla dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesi.

Sigara içen ve düzenli olarak alkol alan kişilerde de oksijen cilde yeterince etki edemez.
• Cildin nemini koruyabilmesi için yeterli miktarda sıvı almamız gerekiyor. Günde yaklaşık 2 litre su içmemiz şart. Bu, cildimizin nem ihtiyacının karşılanması için çok önemli. Güne mutlaka bir bardak su ile başlayın, organizmayı temizler.
• Sigara içenlerin dikkatine; vücutta suyun dolaşımını sağlayan damarlar, içilen sigara nedeniyle daraldığından, vücudun su ihtiyacı engellenir. Sigarayı bol tüketenler, su içmeyi pek sevmez. Oysa susuz cilt kurumaya mahkumdur.

Cilt tipinizi belirleyin
• Cilt tipine göre bakım çok önemli. Bunun için önce cilt tipinizi keşfedin.
• Eğer cildinizde öğleden sonra T bölgesinde parlama ve yağlanma görülüyorsa yağlı ve karma bir cilt tipiniz var demektir. Arındırıcı ve yağ dengeleyici ürünler kullanmalısınız.
• Eğer cildinizde gerginlik, kuruluk ve kızarıklık söz konusu ise bu, kuru ve hassas cilt tipine sahipsiniz anlamına geliyor. Nemlendirici ve hassasiyet giderici ürünler seçmelisiniz.

Yüz bakımına dikkat!
• Aşırı makyaj, akşamları makyajın iyi temizlenmemesi, makyaj malzemelerin cilde uygun olmaması cildi bozar. Cildimizin yüzeyi koruyucu bir örtü ile kaplıdır. pH değeri 5.5 olan bu örtü, cildimizi bakterilerden, mantar enfeksiyonlarından korur. pH, asitlik ve alkaliliği gösteren bilimsel bir ölçüdür. Sabun gibi alkali maddelerle yapılan cilt temizliğinde bu koruyucu örtü bozulur. Ürünlerinizin dermo kozmetik olmasına dikkat edin.

Tırnakları unutmayın
• Manikür yaptırmıyorsanız tırnaklarınızı akşamdan 15 dakika ılık zeytinyağı ve limon suyu karışımına batırıp bekletin. Tırnak diplerini kesmeyin itin, sonra da törpüleyin. Ojenizin rengi mutlaka ruj rengine yakın olmalı.
• Ellerinize haftada bir kez mutlaka peeling uygulayın. Eller yaşınızın aynasıdır ve estetik yapılması kolay değildir. Çantanızda mutlaka yağsız bir el kremi de bulundurun.

Her sabah bir avuç su
• Geç yattıysanız, cildiniz yorgun, ve pürüzlü görünecektir. İlk etapta cildinize soğuk su çarparak kan dolaşımını hızlandırmanız gerekecek. Ardından cilt nemliyken cilt tipinize göre; yağlı cilt ise su bazlı bir peeling’’i, kuru ise yağ bazlı peeling’’i parmak uçlarınızla yumuşak hareketlerle 1 dakika ovarak yüzünüze uygulayın. Bu, cildi canlandıracağı gibi ölü derilerden de arındıracak, nefes aldıracaktır. Hafatada iki kez uygulayın.

Yağlı ve karma ciltler için
Arındırıcı maske için 10- 20 gr. aktardan alacağınız toz kilin içine, salatalık veya domates suyu ve 2 damla limon suyu karıştırın. Temiz yüze sürün. 10-15 dakika bekleyin ılık su ile yıkayın.

Kuru ve çok kuru ciltler için
Avokado ve balı karıştırın, cildinize sürün. 20 dakika bekledikten sonra temizlemeden önce yumuşak hareketlerle aşağıdan yukarıya masaj yapın, sonra ılık su ile temizleyin.

Yumuşak peeling
Yumuşak bir peeling elde etmek için; irmik, bal, az miktarda limon suyunu iyice karıştırıp boza kıvamına getirin. İstenilen bölgeye sürün. 10 dakika sonra hafifçe ovarak çıkarın. Ölü derilerden arınacaksınız.

Popularity: unranked

Ruh Sağlığı

Bahar depresyonu ve korunma yolları nelerdir sizler için raştırdık ve stemizde yayınladık buyrun detaylr aşağıdadır; Kış mevsimi yavaş yavaş yerini bahara bırakmaya hazırlanırken, tüm doğada olduğu gibi insanlarda da canlanma, neşe ve coşku hali uyanır. Ancak mevsim geçişleri özellikle de kıştan bahara geçiş bazı sıkıntıları da beraberinde getirir…

Mevsimsel depresyonun en önemli nedeni biyolojik faktörlerdir. Genetik yatkınlığı bulunan bireylerde daha sık görünür. Her mevsim dönümünde vücudumuzun yeni bir biyo-psiko-sosyal ritme alışması gerekiyor.

Bazılarımızda bu biyoljik saat yeni duruma ayak uyduramaz ve beyin kimyası olumsuz etkilenir. Baharın gelmesiyle birlikte beyindeki serotonin ver melatonin hormonundaki değişimler depresyona yol açabilmektedir.

Kişinin psikolojik yaşam öyküsü içinde bulunduğu olumsuz yaşam koşulları baharla birlikte beklentilerin artması ve kışın yapamadıklarını yapma kaygısı da depresyonun oluşumunda etkilidir.

Bazı insanlarda yeni bir duruma adapte olmak kaygı uyandırabilir. Ayrıca kansızlık, vitamin eksikleri, troid bozuklukları gibi organik nedenlerde bahar yorgunluğu ve depresyona yol açabilir.

Peki, bahar depresyonundan nasıl korunabiliriz? İşte bahar depresyonundan korunabilmek için dikkat edilmesi gereken noktalar…

Uyku
Vücudun biyo ritmini dengede tutmanın en önemli yolu düzenli ve kaliteli uyku uyumaktır. Erken yatıp erken kalkmak, her gün aynı saatte uyumak yorgunluk ve stresi azaltır.

Alışkanlıklar
Aşırı kafein, sigara, alkolden uzak durmak gerekir. Özellikle su tüketimi artırılmalıdır.

Düzenli egzersiz ve spor
Düzenli egzersiz beyine mutluluk hormonu salgılatır, enerji verir, kas iskelet ve sinir sistemini güçlendirir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar vasıtalara bağımlı yaşamakta hemen hemen hiç yürümemektedir. Bunun yerine kısa mesafelere yürüyerek gitmek, arabayı özellikle uzağa park etmek, toplu taşıma kullanıyorsak iki üç durak önce inmek yararlı olacaktır. Yine asansör yerine merdivenleri yürüyerek çıkmak, oturarak çalışıyorsak 1 saatte bir kalkıp dolaşmak gibi pratik çözümler üretilebilir.

Güneş ışığında yararlanmak
Fırsat buldukça güneşli günlerde açık havada yürüyüş yapmak mevsimsel depresyondan çıkmak için önemlidir. Mümkünse oksijenin yoğun olduğu deniz kenarı ve yeşil alanlar tercih edilmelidir. Bütün gün kapalı, güneş almayan mekânlarda çalışanlar öğle tatillerinde, molalarda dışarı çıkarak güneşten yararlanmalıdır.

Beslenme
Vitamin ve mineral açısından dengeli beslenmek enerji ihtiyacını destekleyecektir. Mevsimsel sebze ve meyveler vücudumuzun ihtiyacı olan değişimlere ayak uydurmamıza yardımcı olur. B ve C vitaminleri, folik asit, magnezyum, demir, potasyum ve çinkodan zengin gıdalar (ıspanak, mısır, muz, kayısı, çilek, kepekli un, kepekli pirinç, yulaf, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri, üzüm, badem, fındık ) bol tüketilmelidir. Ginseng ve gingko biloba çayları da, yorgunluğa iyi gelir, enerji verir. Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte fazla kilolardan kurtulmak için yapılan sağlıksız, düşük kalorili diyetler ve zayıflama ilaçları da depresyona yol açmaktadır. Bunun yerine egzersiz ve dengeli beslenme yoluyla zayıflama tercih edilmelidir.

Kendini mutlu etmek
Pozitif düşünmek, hayattan zevk almak, baharın getirdiği güzelliklerden yararlanmak, doğayla bütünleşmek, geleceğe olumlu bakmak, baharın kendimizi yenilemek, canlandırmak için fırsat olduğunu düşünmek bize kendimizi mutlu hissettirir. En azından balkonumuzda, bahçemizde, evimizde ya da işyerimizde birkaç bitki, çiçek besleyerek doğadaki uyanışa eşlik edebiliriz.

Arkadaşlar
Mutsuz, bezgin, her şeyden yakınan, memnuniyetsiz insanlardan uzak durmalı, bunun yerine sevgi dolu, enerjik, gülebilen ve güldüren kişilerle birlikte olmalıyız.

Depresyon geçmişi
Eğer kişinin bahar aylarında tekrarlanan mevsimsel özellikli depresyon öyküsü varsa, bu dönemde mutlaka bir uzmana danışmalı, gerekli tedaviyi görmelidir. Tüm bu önlemlere rağmen depresyon belirtileri ortaya çıkar ve şiddetlenirse profesyonel yardım almak gerekir. Diğer depresyonlarda olduğu gibi mevsimsel depresyon da tedaviye iyi yanıt verir. İlaç tedavisi, kısa süreli psikoterapiler, bilişsel-davranışçı terapi, ışık tedavisi, uyku ve iştah bozukluklarında melatonin kullanımı gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

Popularity: 1%